Lapland
Lapland'de Yapılacak Şeyler - Lapland'de Gezilecek Yerler
Hayatındaki en iyi 5 seyahatini say deseler içinde Lapland muhakkak olurdu.
Orada çok mutlu bir hafta geçirdim. Aktiviteler güzel ama beni en çok etkileyen özellikleri; harika doğası, sakinliği, sessizliği, insanı çok zinde hissettiren soğuğu ve duyduğum huzur oldu sanırım. Şömineli kütük evi de bunlara eklemek lazım.
Ben turumu şöyle organize ettim. İstanbul’dan Helsinki’ye gidip orada 1 gece kaldım. Ertesi gün Finnair ile Rovaniemi’ye geçtik. 2 gece de orada kaldıktan sonra kara yolu ile Saariselka’ya geçtik ki işte beni en çok etkileyen yer burasıdır. 2 gece Saariselka'da konakladıktan sonra ise uçakla tekrar Helsinki’ye döndük.
Helsinki başka mesele. Ben sana Lapland’i anlatacağım. (Aslında ben Laponia veya Lappi demeyi tercih ediyorum😊)
Rovaniemi: Kuzey Kutup Dairesi’nin Kalbi
Kuzey Kutup Dairesi üzerinde yer alan bu şehir, Noel Baba Köyü ile tanınıyor ve yılın her döneminde masalsı bir atmosfer sahip.
Noel Baba Köyü: Noel baba tatil köyü; Rovaniemi’ye gidenler için ziyaret edilecek ilk yerlerden biri. Şehirden otobüs ile 15 dakikada ulaşılabiliyor. Köy, hem çocuklar ve hem de yetişkinler için bir masal dünyası gibi. Burada; Noel Baba ile tanışabilir, Kuzey kutup dairesini geçebilir ve ortamdaki sevimli atmosferi hissedebilirsin. Eğer istersen kuzey kutup çizgisini geçtiğine dair sertifika bile alabiliyorsun. Bu köyde Christmas ile ilgili pek çok etkinlik var. Benim en çok ilgimi çekenlerden biri Noel Babanın Postanesi idi. Bu postaneden kart alıp sevdiklerine atabilirsin. Hatta istersen bir sonraki yılın Aralık ayında teslim edilmek üzere de kart atabiliyorsun. Ayrıca tabii ki hediyelik eşya dükkanları, restoranlar ve hatta otel kısmı var. Dünyanın tek resmi Noel Baba ofisi burası. Geyik safarini de buradan yapabilirsin. 400m. Ve 1000 m.lik geziler mevcut. Önceden rezervasyon yok ancak sıra var. Biz ayrı bir gün yaptık.
Santa Park: Noel Babanın mağara evi. Buraya sadece çocuğun varsa git. Santa Clause tatil köyüne birkaç kilometre uzaklıkta. Santa Clause köyüne giden otobüs buraya da uğruyor. Biletin iki gün için geçerli oluyor. Ben gittim ama daha çok çocuklar için güzel bir yer olduğunu anladım.
Nehir kenarında gezinti: Merkezi zaten gezeceksin. Küçük bir yer. Ancak nehir kenarına inmeden dönme. Özellikle de mümkünse hava aydınlıkken git ve kararma esnasında orada bulun ki gün batımındaki kızıllığın donmuş nehre ve köprüye vurmasını gör. Zaten gün dediğin Aralık ayında 14:00-14:30 gibi batıyor.
Kızak (Toboggan Slide): Restoranların olduğu merkezden yürüyerek 10 dakika uzaklıkta Angry Birds parkı var. Orada kızak yapabilirsin.
Halk saunaları veya özel saunalar: Nehir kenarında halk saunalarına gidebilir (WNTR Sauna by Kesarafla ) ve istersen ardından donmuş nehre girebilirsin (ice swimming) Eğer istersen özel saunaları da tercih edebilirsin. Klasik veya modern saunaları seçebilirsin. Hangisine gidersen git önceden rezervasyon yaptırman lazım.
Geyik eti ile yapılmış yiyecekleri tadabilirsin. Yerel lezzetler sunan otantik birkaç restoran var. Önceden rezervasyon gerekiyor çoğunda.
Termal kıyafet kiralayabilirsin. İlk gün için 25 euro olup sonraki günler için fiyat düşüyor. Örneğin 5 gün için 75 euro gibi bir bedel oluyor. Biz kiralamadık çünkü buradan epey donanımlı gittik. Aşağıda anlattım.
Kuzey ışıklarını yakalamak ve onların yeşil ve mor danslarını izlemek istiyorsan bu şehir yine ideal yerlerden biri. Bunu deneyimlemek için şehirden biraz uzaklaşıp doğaya yönelmek gerekiyor. Yanına sıcak bir termos almayı da unutma. Biraz beklemek gerekebilir. Kuzey ışıklarının planlarını takip edebilmen için sana faydalı bir link öneriyorum. 😊
Bulunduğun bölgedeki kuzey ışıkları görülme olasılık değerlerini buradan takip edebilirsin.
Ayrıca telefonuna Aurora Alerts hizmeti veren aplikasyonlardan birini indirebilirsin.
Ounasvaara ormanında, Kuninkaanlaavu veya Napapiirin’de kar ayakkabısı yürüyüşü veya normal yürüyüş yapabilirsin. Işıklandırılmış rotalar var ancak bunu rehberle yapmanı tavsiye ediyorum böylelikle rotaları bilen birisine bırakmış olursun.
Arktik müzesi Arktikum; bölgenin doğasını ve kültürünü anlamak için mükemmel bir yer.
Husky safari, Rengeyiği safari, kuzey ışıkları turları ve pek çok diğer aktivite yapabilirsin. Husky ile ilgili maceramı aşağıda okumanı tavsiye ederim. Göründüğü gibi değil sanki😊 Rengeyiği turumuzun nasıl geçtiği ve neler öğrendiğimiz de aşağıda.
Buz Oteli ziyaret etmek istersen de 14 Aralık tarihi sonrasında gitmen gerekiyor. Her sene farklı bir konsept ile yeniden inşaa edilen bu otel 14 Aralık sonrası hizmete açılıyor.
Buz tırmanışı yapabilirsin.
Rovaniemi büyülü atmosferi ile adeta bir peri masalının içinde hissettirse de bu yolculuk burada bitmiyor. Saariselka; Lapland’in doğa ve macera dolu yüzünü keşfetmek için sırada!
Saariselka: Macera ve Huzurun Buluşma Noktası
Burada zaman adeta durmuş gibi. Sessizlik, sonsuz beyazlık ve temiz hava seni hemen sarıp sarmalıyor. Bu his ve görüntü insana büyük bir mutluluk veriyor.
Saariselka’da otellerin bulunduğu bir ana cadde ve yine bu cadde üzerinde bir market ve birkaç hediyelik eşya dükkanı var. Diğer kısımları ise orman içinde bulunan sokaklar ve bu sokaklar üzerine serpiştirilmiş bulunan kütük evler, kabinler ve bungalovlardan ibaret.
Burada da rengeyiği safari, husky safari ve diğer etkinliklerin hepsi var. Kar motoru, Cross-Country Skiing (kayaklarla ormandaki yollarda yürüyüş); Buz balıkçılığı, Kuzey Işıkları avı, karda elektrikli bisiklet turları, kar ayakkabıları ile doğada yürüyüş…Hepsini burada da bulabiliyorsun.
Sauna deneyimi: Saariselka sadece macera değil, aynı zamanda huzur dolu bir durak. Sauna kültürü burada da oldukça yaygın ve yerli halkın söylediğine göre, bir sauna seansı ardından kendini karların içine bırakmak, beden ve ruhu yeniliyor. Biraz cesaret istiyor tabii. Biz burada igloo sauna ve ardından dışarda sıcak jakuziyi denedik.(Hot Tub) İgloo saunada ışıkları kapattığınızda camdan dışardaki karlara ve ormana bakmak, hele bir de dolunay varsa şahane oluyor. Ardından dışarı çıkıp bizim için hazırlanmış olan sıcak suya girdik. Gerçekten çok iyi hissettiriyor. Otellerin saunalarına bakıp önceden rezervasyon yaptırabilirsin. Igloo Sauna + Hot Tub diye aratabilirsin.
Husky Maceramız: Kimisi anlatıyor; şöyle güzeldi, böyle heyecanlıydı, öyle zevkliydi. Ama bize sorarsanız şöyle stresliydi, böyle korkutucuydu diyeceğimiz anlar var. Öncelikle husky safariyi yapacağınız yere sizleri otobüsle götürüyorlar ve orada birisi sabit bir kızak üzerinde göstererek size nasıl kullanacağınızı anlatıyor. Kızağı kullanacak olan kişi (ben oluyorum o) kızakta nasıl ayakta duracak, kızak sağa sola dönerken nasıl dizlerini kıracak, nasıl fren yapacak gibi.. Yani göründüğü kadar kolay değil o iş. Kızakta oturacak olanlara da kollarını kesinlikle kızaktan dışarı çıkarmamalarını söylüyorlar. Kaza ihtimaline karşı zararı minimize etmek için sanırım. Ancak bize söylemedikleri bir şey vardı ki; bu da kızağa nasıl yön vereceğimiz idi. Harika değil mi!
Kızaklar arasında 3 metre mesafe bırakmamız isteniyor. Öndeki kızak aniden durabilir, kaza yapabilir ya da sürücü kızaktan düşebilir diye. Fakat 3 metre öndeki kızaktaki adam daha düşmeye başladığında sen onun üzerinden kızağınla geçebilirsin. Yani o kadar yetersiz bir mesafe bu 3 metre. Oradaki görevli bayanlardan birine sordum: ‘’Eğer ben düşersem arkadaki kızak duramayarak üzerimden geçer mi?’’ dedim. ‘’İşte bu yüzden arada 3 metre bırakın diyoruz zaten’’ diye cevapladı. ‘’Umarım 3 metre durmak için yeterli olur’’ dedim. Acıklı bir yüz ifadesiyle ‘’Ben de umarım’’ dedi.
Zaten sürüş esnasında fren yaptığımızda 8-10 metrede ancak durduğumuzdan 3 metrenin kesinlikle yeterli olmadığını da gördük.
Kızağı kullanırken köpekler hep patikanın sağından koştukları için birkaç kez ağaçlara çarpar gibi olduk ve ağaçların sadece birkaç cm. uzağından geçtik. Dönemeçlerde ise yine çok açıktan döndükleri için benzer sıkıntıları yaşadık. Kızakların altından bir ip sürükleniyordu. O ipi tutup köpekleri sağa sola yönlendirmemiz gerekiyormuş. Diğer kızak sürücüleri de o ipi tutmuyorlardı. Ancak bizim kızakta herkesinkinden farklı olarak 6 köpek olduğu için kontrolü de daha zordu. Daha doğrusu kontrolsüzce gidiyorduk aslında. Birkaç kez durduğumuz sırada en önden kar motoru ile giden rehbere durumu anlattığımız halde bunu bize söylemedi ve sadece son duruşumuzda yani bitmeye 300 metre kala söyledi. Sonuç olarak turu bize satanların beklediği gibi vahşi doğanın ruhunu falan pek hissedemedik.
Türkiye’ye döndükten sonra ise bu Husky turlarına katılanlardan başka bazı turistlerin de bizim yaşadığımız hissi yaşadıklarını öğrendim.
Rengeyiği Turumuz: Turumuz biraz kısa sürdü. Yerel kıyafetler giymiş bir bayan en öndeki geyiğin yularını tutarak onu çekti. Tüm geyik kızakları birbirine bağlı olduğu için bu hareket yetti ve tüm kızaklar harekete geçti. Tabii ki koşu hızında değil sakin bir yürüyüş hızında yapıldı tur. Bu benim daha çok hoşuma gitti. (Husky maceramızı okuduysan sebebini anladın) Daha sonra durup çitlerin içindeki 2 yavru rengeyiğini sevdik ve yerli rehberlerden birinin anlattıklarını dinledik. Herkes Finlilerin rengeyiklerini neden yediklerini soruyordu. Bizim bıldırcın yediğimiz gibi de yemiyorlar. Neredeyse tüm etli yemekler geyik etinden yapılıyor. Yazın ormanda dolaşıyorlar ve kışın karla kaplanan ormanda yiyecek bir şey bulamadıklarından olsa gerek tekrar geliyorlarmış. Rehberimiz, Finlandiya’da 125.000 tane ren geyiği olduğunu ve dişi geyiklerin her üç yılda bir yavruladığını söyledikten sonra onları yemek zorunda olduklarını yoksa rengeyiği artışıyla başa çıkamayacaklarını anlattı. Fakat diğer yandan ben rengeyiği ile ilgili bazı yazılar okudum ve kuzey kutbunda geyik nüfusunun yarıya indiğini öğrendim. Yakında yemek zorunda kalmayacaklar sanırım. Bu arada kışın kurtlar da bazen buraya geliyormuş geyikleri yemek için.
Kıyafet: Öncelikle çok iyi mont ya da kabanlarımız vardı. Benimki kalın bir mont üzerine geçirilmiş su geçirmez bir katmandan oluşuyordu. İyi bir mont almak kolay değil. İncecik montları size gösterip -20 -30‘a dayanır diyorlar. Hayır dayanmaz. Botlarımız ise kalın tabanlı kar botu idi. Ayrıca gerçek yünden uzun kollu ince bir kazak almıştık. (Sadece yün içlikler yapan bir firmaya internetten sipariş vermiştik.) Pantolonlarımız kar pantolonu idi ve içine termal ya da yün tayt giydik. Ayaklarımız için ise spor mağazasından kamp malzemeleri bölümünden %80 merino yünü olduğu yazan çoraplardan aldık ancak görüntüsü yünden çok havluya benziyordu. Nitekim iki çorap üstüste giydiğimiz halde hiç de ısıtmadı. Ayak parmaklarım soğuktan acıdı. İkinci gün ise, daha önceki gezilerimden birinde Estonya’dan satın aldığım ve oradaki kadınların gerçek yün kullanarak evde ördüğü çorabı giydim. Bir tek onu giymeme rağmen hiç soğuk hissetmedim. Yani evde anneannenizin ördüğü o kalın çoraplardan varsa onları götürün. Eldiven için de aynı şeyi söyleyeceğim. Mitten denilen kar eldivenlerinden aldım. Ancak bunların içine yün eldiven giymezseniz hiç eldiven giymemiş gibi oluyorsunuz. Bunlar sadece su geçirmezlik için yani. Ben ikinci gün bu mittenleri bırakıp yine bir çift parmaklı yün eldiven üzerine bir çift de parmaksız çok kalın yün eldiven (yine Estonya gibi soğuk bir ülkeden almıştım) giydim. Ancak fotoğraf çekmek için eldivenleri çıkartınca bir iki dakika içinde ellerin testere ile kesiliyormuş gibi acımaya başlıyor. En içine de telefon kullanmaya yarayan çok ince bir eldiven giyebilirsin varsa. Bitti mi? Bitmedi. Ayrıca gitmeden önce çok fazla ısı bantı aldık. Orada da var ama buradan götürmek çok daha ekonomik. Ayak tabanı için ayak ısı bantları (ayakkabıya yerleştirmeye uygun), vücut için vücut ısı bantları (daha geniş), ve el için de el ısıtıcıları (Bunlar yapışkanlı değil. İki eldiven katı arasına ve ayrıca tüm ceplerinize koyabilirsiniz) aldık. Epey faydalandık. Ancak havalimanında x-ray’den geçerken üzerinde hala bunlar varsa geçemiyorsun. Hepsini önceden çıkartman gerekiyor.
İpuçları:
Lapland bölgesinde çeşmeden su içebiliyorsun. Hem de ev sahipleri bunu özellikle tavsiye ediyorlar. Çok lezzetli ve sağlıklı suları olduğunu ve muhakkak çeşmeden içmemiz gerektiğini söylediler. Gerçekten de ben içmeye doyamadım. Marketten su almanıza hiç gerek yok.
Simli hava: Saariselka’ya varıp da otobüsten indiğimizde tüm havanın sim ile kaplı olduğunu gördüm. Çok yoğun olarak havada asılı duruyorlardı. Bunlar buz kristalleri olmalıydı. Bu harika görüntüyü fark edince eskiden yılbaşı kartlarının neden simli olduğunu olduğunu anladım. O anda hava karanlıktı ve onlar sadece ışıklı ortamda görünüyorlardı. Böylece arabanın farları bize müthiş bir görüntü sunuyordu. Hayranlıkla bakakaldım. Daha sonra fenerlerimizle yolda yürürken de epey hayranlıkla onları seyrettik. Ancak hatam şu oldu ki bu görüntü her an mevcut sandım ve ertesi gün fotoğraflarını çekmeye karar verdim. Ancak daha sonra görmedim. Sen sakın erteleme!
FinnAir ile uçarken su veya blueberry içeceği isteyip istemediğinizi soruyorlar. Ücretsiz olarak verilen bu içeceği muhakkak denemeni tavsiye ederim. Müthiş bir lezzet. Finlandiya’da çok bol yetiştiğini anladığımız bu meyva ile pek çok yiyecek içecek yapıyorlar.
Finlandiya’da Tax Free için minimum alışveriş miktarı 40 euro.
Atlamaman için Kuzey Işıkları hava durumunu veren sitenin linkini buraya tekrar koyuyorum.
Ve bu da hangi aylarda hangi saatlerde aydınlık, karanlık, ya da alacakaranlığın hangi tonları var görmen için güzel bir sayfa. Ben Rovaniemi’ye göre ayarladım. Sen şehri değiştirebilirsin.
· Bir diğer konu ise; sadece Lapland’e gittim demek için gidiyorsan bazı tur şirketlerinin 3-4 günlük ekonomik gibi görünen turları var. Seni hızlıca Lapland’e götürüyorlar. Şehre uzak bir otelde kalıp her güne birkaç etkinlik sıkıştırıyorlar ve Lapland’i bir aktivite tatili imiş gibi reklam ediyorlar. Neredeyse Disneyland’ın muadili diyecekler. Bu girdapa kapılanlar için üzülüyorum çünkü Lapland; koşturmaca olmadan hem eğlenip hem de huzuru, sakinliği ve bunların getirdiği mutluluğu tam kalbinde hissedeceğin bir yer.
Umarım hissederek ve hakkını vererek güzel bir Lapland seyahati yaparsın.
Comments